19 cm

inci sözlük kullanıcısı*

5 kadini birden idare eden erkek

doğu avrupa'daki türkler için normal bir şeydir. marifet değildir. siz de daha oralarda sürünün*

daylight techno

paranızı cebe indirmekten başka bir işe yaramayan çevrimiçi dil kursu. ben bulaştım pişman oldum, en azından siz kendinizi kurtarın bulaşmayın.

groupon

bunların güya anlaşmalı olduğu bir dil kursundan* almanca eğitimi aldım, almaz olaydım. güya bir kod verdiler, çalışmadı, yeni bir kod vediler o da çalışmadı. groupon'a şikayet ettim, bizi bağlamaz kendiniz çözün dediler. ben de g*t gibi ortada kaldım affedersiniz.
kısaca, mümkün olduğunca bulaşmamanız gereken web sitesi.

avea

#2290024 no'lu girdiye ek olarak:
19 tl'lik kampanyasından yararlanmak istediğimde bana şöyle şöyle yapın dediler o şöyle şöyleyi yaptım, karşılığında başvurunuz alındı mesajı da geldi. üzerine saatler geçti ancak hala kampanya başlamadı. tekrar aradım, kaydınız alındı çok yoğunuz şu anda o yüzden etkinleştirilmedi dediler. yine saatler geçti, bir daha aradım, bu sefer de bir hanım kızımız "kayıt"ı büyük haflerle yazmamışsınız bir de öyle yazın yollayın dedi. ben de o mesajı attığımda bana onay mesajı geldi, ayrıca bir kaç saat önce aradığımda kaydımın alındığını da onaylatmıştım, bana yoğunluk var vs. demiştiniz, madem öyle bunu neden daha önce söylemediniz dedim, evde kalmış kızımız pustu kaldı. bir şey diyemezdi tabii, ne diyecek, hala aynı tas, aynı hamam, hala turkcell ve vodefone'un yanında solda sıfır bir firma.
hayır değiştireceğim de yurtdışındayım, türkiye'ye de en fazla 2 haftalığına geliyorum, sırf bunun için de hat değiştirmeyle uğraşasım gelmiyor. diğer yandan da böyle mallıklara katlanmak zorunda kalıyorum. böyle iki ucu boklu bir değnek avea dediğin...

kvk

ankara'daki garanti servisleri komedidir. telefonunuzu alırlar, 2 ay bekletirler, üstüne 330 tl parça değişim ücreti de alırlar, ama sonrasında size yine bozuk telefon verirler. sonra gidip siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz sizi şikayet edeceğim diye tehdit edersiniz, bir günde telefonu düzeltirler (ki onu da yapamamışlar sonradan bazı bozukluklar yine gün yüzüne çıktı). yani böyle müşteri memnuniyetini şeylerine sallamayan, g*t korkusuyla hareket edenlerin çalıştığı bir firma.

kısacası uzak durun.

marksist.org

sırf atatürk'ü eleştirebilmek için dinci bir ayaklanmanın lideri olan şeyh sayit'i (kürt olduğu için de) savunan, her fırsatta güneydoğu'da bağımsız bir kürdistan kurulmasını destekleyen ve artık kürt milliyetçiliği yapma dışında bir işlevi kalmamış pkk'yı ve onun "ağabey"i öcalan'ı göklere sığdıramayan, faşist generalleri ve bürokratları içeri alırken aradaki kargaşada kendi işine gelmeyen herkesi içeri tıkanların düzenlediği ergenekon operasyonunu sahiplenen, arap devrimlerini sırf devrim oluyor diye arkasında oyunları görmeyen/görmek istemeyen bir sığlıkla destekleyen ve yine aynı sığlıkla ve devlete karşı olan kiniyle bütün özgürlükleri baltalamış ve amerika'nın oyuncağı olmuş menderes'i darbeyle indirildiği için destekleyen bir site. marksistlik bu mudur? valla bilmiyorum.

yogurt

bütün dillere türkçe'den gitmiş olmasına rağmen yabancıların hemen hemen hiçbiri bu kelimenin türkçe'den geldiğini ve yoğurdu türklerin bulduğunu bilmemektedir.

wroclaw

erasmus'la gitmeyi düşünen varsa yine bir erasmus öğrencisinin yazdığını düşündüğüm şu yazı okunabilir, gerçi erkekler için yazılmış gibi ama genel bilgiler de var:

http://wroclawguncesi.blogspot.com/2010/12/wroclaw-guncesi-2

wroclaw

gece hayatı capcanlı, öğrenciler için biçilmiş kaftan durumunda aşağı silezya şehri.
bünyesinde yanlış hatırlamıyorsam 7 üniversite barındırır. bunlardan teknik üniversite olanı bir çok çevreye göre polonya'nın en iyi teknik üniversitesidir. gelin görün ki bu kailteye rağmen gelen yabancı öğrenciler hiç sallanmaz, siz de bu nasıl en iyi üniversite lan dersiniz.

lufthansa

aldığınız gidiş-dönüş biletin gidişini kaçırırsanız dönüşünü de sorgusuz suhalsiz iptal eden ve bunu şirket kuralları altında yasal göstermeye çalışan ibne firma. üstelik aldığınız bilet "non-refundable" ise kaçırdığınız uçuşun vergilerini bile cebine indirir.
bir de çağrı merkezlerinde çalışan kızlardan biri gıcığın tekidir, söylemeden geçemeyeceğim.

avea

bünyesinde müşteri memnuyetini s*kine sallamayan, saçma sapan insanları çalıştıran saçma firma.

niye mi? şöyle; yurtdışındaydım ve hattım kaybolmuştu. babamı arayıp sim kartını bloke etmelerini ancak hatta dokunmamalarını söylemesini istemiştim. türkiye'ye gelince avea çağrı merkezini aradım. bana hattımın "uzun süre kullanmamaktan" bloke olduğunu ve açtırmam için 31 tl ödemem gerektiğini söylediler. bunun üzerine avea bayiisine gittim. burdaysa avea'cılar ilk bombayı patlattılar; onlara böyle bir ücret ödememe gerek olmadığını, numaram 532'li bir numara olduğu için hat bloke olduğunda turkcell'e gitmem gerektiğini ve ordan açtırmam gerektiğini söylediler. neyse efendim gittim turkcell'e orda da numaranın kendi sistemlerinde gözükmediğini, avea'nın numarayı onlara henüz yollamadığını söylediler. ben de acelem olduğu için avea 500'ü yine aradım, yollama işlemini hızlandırmalarını isteyecektim ki burda diğer bombayı patlattılar; hattımda yalnızca çalıntı blokesi olduğunu söylediler, bu da hattımın bloke olmadığını ve turkcell'e gitmeme filan gerek olmadığı anlamına geliyordu, yani boşu boşuna ordan oraya koşuşturulduğumu öğrendim.

ancak durun daha avea'nın saçmalamaları bitmemişti. 500'deki zeki eleman, hattımda çalıntı blokesi olduğunu ve bunu açtırmam için önce avea bayiisinden yeni bir sim kartı alıp telefona takmamı ondan sonra kendilerini aramam gerektiğini söyledi. dediğini yapmak için başka bir avea bayiisine gittim. bir bomba da burda patladı, bayiidekiler durumun bunun tam tersi olduğunu söylediler. önce avea 500'ü arayıp blokeyi açtırmam gerekiyormuş. bir sinirle bayiide 500'ü tekrar aradım, neyse ki bu sefer karşıma çıkan konusunda daha hakimdi ve blokeyi kaldırdı. ben de bayiiden sim kartımı aldım. bana 2 gün içinde açılacağı söylediler.

durun durun gitmeyin hala bitmemişti avea'nın saçmalamaları. 3 gün geçmişti ancak hattım hala açılmamıştı. zeki elemanlar topluluğu 500'ü yine aradım ve nedenini sordum. sim kartımın id numarasını verdim, ancak sistemde bu numaralı bir sim kart'ın gözükmediğini ve hattı aldığım bayiiye yine gitmemi istediler. yine ya sabır çekip 4. günde bayiye gittim. nedeni şuymuş; kimlik fotokopiminin "bilmem neresi" okunamadığından başvurum henüz işleme alınmamışmış ve ben bunu tesadüfen niye açılmadı diye sormaya gittiğimde öğrendim. yani 4 gün boşuna beklemişim zeki insanlar topluluğu avea yüzünden. üstelik ertesi sabah tekrar yurtdışına gidecektim ve gider gitmez de telefonu yurtdışında kullanmam gerekecekti. bayiiye durumu anlattım, kendisi de kartını verdi ve akşam 5 e kadar hattın açılacağını açılmazsa kendisini aramamı istedi. tabi ki avea'cılar çok zeki ve müşteri memnuyetine önem verdiklerinden geceye kadar 3 defa aramama rağmen bütün gün boyunca hattım açılmadı (belki de suç yalnızca avea merkezdeki çalışanlarındır, bayidekiler uğraşmıştır günahlarını almayayım). ertesi gün öğlen 3'te açıldı, ki iş işten çoktan geçmişti...

işte böyle bir kurumdur, yurtdışına gitme durumum olmasaydı kesinlikle siktirimi çekip turkcell'e geri dönecektim ancak yeterli zamanım yoktu. dönünce artık...

dolmusta yer vermemek icin yapilanlar

en öndeki tekli koltuğu kapmak, şu şoförün yanındaki hani... böylece arkadanızda olup bitenlerle bağınızı tamamen koparmış olacaksınız. arkalardan birileri o ayaktakiyle dip dibe kendini yer vermeye zorunlu hissederken siz umarsızca uzaklara bakabileceksiniz.

ateist gibi yasayip gotu sikisinca allah a siginmak

kişinni günün 24 saati allah'ı hatırlamayan, yoksayan bir şekilde yaşayıp ne zaman başı derde girse ya da bir şeye ihtiyacı olsa bir anda allah'ın varlığını hatırlaması ve ona sığınmaya çalışmasıdır. üstelik "allah'ım nolur..."la başlayan yalanma ve acındırma ifadeleriyle...
maalesef böyle çok insan var, bir de delikanlıyız diye kasılıyorlar. ya tam müslüman olun ya da ateist olun kardeşim bu ne kıvırma böyle asena mısınız?
konunun ehemmiyetinin daha iyi anlaşılması açısından
<bkz: sikisinca god korkusuyla allah a siginan ateist>
<bkz: hayati boyunca kufur edip gotu sikisinca allah demek>

bilkent universitesi

okuduğunuz bölüme göre 4 yılınızı zehir de edebilen altın çağınız da yapabilen bir üniversite. hadi daha da açıklayıcı olayım; elektronikte okuyorsanız zehir, işletme,hukuk,müzik ya da uluslararasında okuyorsanız altın çağınız olur. bir tarafta &80'i erkek olan bir bölüm, erkekleşmiş kızlar diğer tarafta %80'i bakımlı ve güzel kızlardan oluşan bir bölüm. bir tarafta böyle bir kız-erkek ortamında çalışmak zorunda olduğunuz hayvani projeler,ödevler, diğer tarafta da böyle kızlarla odalara kapanıp çalışacağınız kek sınavlar. bizi hep "mezun olun geçecek, bunların karşılığını alacaksınız" diye avuttular, sanmıyorum ama, bakalım göreceğiz doğru mu.
bir de şunları alt dönemlere söylemezsem göbeğim çatlar:
1-) ihsan doğramacı'ya yalnızca bugün sizin okumanıza vesile olduğu için minnet duyun. bunun dışındaki hiçbir konuda (bilkent'in kuruluş aşamaları, yök vs.) minnet duymanıza gerek yok. gidin google'da bir araştırma yapın ya da ekşi sözlükte kendisiyle ilgili girdileri okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız.
2-) bahar şenliğinde odeon'da düzenlenen konserlere boşuna para vermeyin, beş kuruş vermeden de girebilirsiniz. şimdi ben burdan yöntemlerini ifşa edip önlem alınmasına neden olmak istemiyorum, biraz araştırırsanız nasıl olduğunu bulabilirsiniz.
ayrıca
<bkz: bilkent universitesi elektrik ve elektronik muhendisligi>

bilkent universitesi elektrik ve elektronik muhendisligi

en sonunda mezun olduğum bölümdür.

şimdi 4 yıl boyunca cefasını çekmiş ve nadiren de sefasını sürmüş biri olarak yeni gelen arkadaşlara ya da şu anda okuyan alt dönemdeki arkadaşlara abi tavsiyesi niteliğinde bazı şeyler söyleyeceğim. yalnız bunlara okumadan önce yukardaki girdimi okuyun, yani yukardaki girdimi aşağıda yazanların prerequest*'i olarak da görebilirsniz (zaten bu bölümde prerequest olaylarına alışık olmanız lazım).
önce ilk yapılması gerekeneleri anlatacağım, sonrasında bölümü sınıf-sınıf ve ders-ders, en sonunda da hoca hoca anlatıp çözümlelemi sonlandıracağım. neyse daha fazla uzatmadan başlayayım.
1. sınıfa geldiniz taze taze, güzel. yapmanız gereken ilk iş bölüm içi arkadaş çevrenizi geniş tutmak olmalı, bu sayede ilerde ödev,lab vs. çekerken kaynak sıkıntısını en aza indirmiş olursunuz, ya da sınavlara çalışırken bilen adam bulma sıkıntısını ortadan kaldırırsınız. hatta mümkünse yakın çevrenizde çalışkan (kibarcası) arkadaşlardan birini de bulundurun.
sosyal olabilmek de çok önemli. gidin kafanıza göre bir topluluğa katılın. kendi kendinize "ben oryantasyon günlerinde zaten bissürü yere adımı yazdırıp halletim ki o işi ehi" diye düşünmeyin, onların çoğuna hatta belki de hiçbirisine gitmeyeceksiniz. ilgi alanınıza göre bir kaç tanesini seçin ve ilk toplantılarına katılın, sonra da kafanıza yatanlarından 1 ya da 2 tanesine devam edin, benim tavsiyem 1. hatta aslında ilk yıl haftada 35 saate yakın dersiniz olacağından bu sosyal işlerle uğraşmak için en uygun yıl 2. yıl olsa da ilk yılınızdan böyle işlerle uğraşmaya başlamak hem çevre genişliği açısından hem de çok yönlülük açısından size çok şey katacaktır.

şimdi de gelelim derslere;
önünüzde matematik için 2 seçenek olacak. 1.'si math111 denilen, kolay olan fakat yaz okuluna kalmayı zorunlu kılan matematik 2.'cisi de yaz okuluna bıraktırmayan (tabi kalmazsanız (ki olasıdır)) ancak içinde okan tekman başta olmak üzere üniversitenin en götü yukarda ve gıcık hocalarını ve en inek öğrencilerini barındıran ders math101'dir. üstelik 101'de 111'in aksine çan eğrisi de uygulanmaz, katalogla not alırsınız. yani 111'deki orta düzey adamların çıkardığı mis gibi çan eğrisiyle puan almak yerine 101'deki sorunlu hocaların hazırladığı sorunlu sınavlara giren "sorunlu" öğrencilerle beraber o sorunlu kağıtların sorunlu hocalar tarafından sorunlu bir şekilde okunması neticesinde katalogtan not alırsınız. bu sorunlu okumalara yaptığınız itirazlar da hiçbir zaman dikkate alınmaz. bu yüzden sene başındaki o geçiş sınavına hiç çalışmayın, değmez, bir yazınızı feda edin calculus'e, daha önünüzde yaz çok, rahat rahat b üstü notlarla geçin bu defteri de kapatın.
geldik ingilizce'ye . yukarda math101'cilere en götü yukarda hocalar demiştim ya, unutun onu, o ünvan bunlardadır. her biri ayrı ayrı dünyayı kurtardığını sanır. oysa tek yaptıkları üniversiteye mesleğini öğrenip icra etmeye gelen öğrencilerin transit geçtiği bir yerde hancılık yapmaktır.
ingilizce'de size çok fazla tavsiyem yok. istenenleri yapmaya çalışın. bu ders hocaya da bayağı bağlı olduğu için genelleme de yapamıyorum. şimdi "verilen deadline'ları sallamayın onlar hikaye" derim, hoca sizi bırakır, sonra burdan bana kaka şeyler söylersiniz filan...en iyisi siz hocayı tartın ve ona göre karar verin, en önemlisi unutmayın, bu ders hocaların sizin gözünüzde büyütmeye çalıştığı kadar önemli bir ders değil. ne biri ne ikisi. eğer yazmak zor geliyorsa parasını verip yazdırın, bu işle uğraşan çok insan var, sağa sola üst dönemlere vs. sorup rahatlıkla bulabilirsiniz. ama benim tavsiyem olabildiğince siz yazın, hem ingilizceniz gelişir hem de paranız cepte kalır.
son tavsiyem de hoca konusunda olacak, pınar önkol ve ersin soylu'dan almayın, ciddiyim almayın. ikisi de sorunludur. eğer ted mezunuysanız ersin soylu'dan almayı düşünebilirsiniz çünkü kendisi not konusunda ted'lileri kayırma gibi bir şerefsizlik yapar. en son olarak şunu da belirteyim, dönem sonlarında aldığınız notlara itiraz hakkınız var öğrenci işlerinden ancak çok umut bağlamayın çünkü sizin itirazınızla kağıtlarınızı yeniden değerlendirecek hocalar da sizin beğenmediğiniz hocanın arkadaşları olacak (evet, aynen, var böyle bir şey, arkadaş hatrına yükseltmiyorlar)
bir de fizik var tabi. fizikte her labın başında quiz olur, ve genelde bu quizler derste o sırada işlediğiniz yerden çok daha öndeki konuları içerir. yani ayağınızı denk alın.
fizik hocalarını çok bilmiyorum, ben 2 dönem de mehmet bayındırdan almıştım. kendisi iyi bir insan (ben sevmem ama bu kişisel bir şey) ve başarılı bir bilim adamı olsa da hocalığı bok gibidir, dersten hiçbirşey anlamazsınız. bu yüzden kendisini tavsiye etmiyorum. (diğer hocaların bilgilerini de arkadaşlardan öğrendikçe aktaracağım )
türkçe'de hocaların çoğu birbirine benzer; eski topraktır. pek bilinmez ama türkçe'de sınıflar* konferans, tiyatro ve (bir şey daha ama hatırlamayadım) olarak üçe ayrılır. örneğin, eğer tiyatrodaysanız tiyatroya gidersiniz ve ödeviniz oyun hakkında bir şey yazmak olur. benim tavsiyem bir dönem konferans olan bir sınıf bir dönem de tiyatro olan bir sınıf seçin.
java'da mutlaka sınavlara çalışırken kod yazarak çalışın, yani sadece okumayla geçmeniz zor. bu açıdan lablarla uğraşmak faydalı, yok ben labla filan uğraşamam diyorsanız yapan birinden kod bulmanız zor olmayacaktır zaten. eğer proje de zor gelirse yaptırın gitsin, bununla da uğraşan tonla insan var çevrede. son olarak, david'den ya da markus'tan almaya çalışın.
digital design'da genelde hep aynı projeler verilir, eğer bir önceki yılın değilse ondan öncekinin, o da değilse ondan önceki senenin projesi verilir, daha öteye gidilmez. her yıl ufak tefek değişiklikler yapılır sadece. üst dönemleri yoklayın, projenin kodlarını bulacaksınız,
ders konusunda da java'da söylediklerim geçerli. ayrıca mutlaka zider'den alın, sırf adamın derste yaptığı/yapamadığı esprileri dinlemek için bile derse gideceksiniz. digital'de zider'den ötesi hikaye. zaten bölümün en dahşahlı hocaları zider ve hayrettin köymen olduğundan bu ikiliyle ne kadar çabuk tanışırsanız o kadar iyi olur.
analog'u abdullah atalar veriyorsa (ki artık rektör olduğundan zor)ondan, hayrettin köymen veriyorsa da hayrodan alın. ikisi de vermiyorsa özgür hocadan almaya çalışın. özgür hoca nedense bölümde pek sevilmez ancak özünde iyi bir insandır, biraz komplekslidir sadece. bunun dışında çok eğlenceli birisidir. üstelik master başvurusu için referans istediğinizde sorgusuz sualsiz verir ve en iyi senyor 2 alınacak adamdır (bkz aşağılar) bu yüzden özgür hocayla da şimdiden tanışmanızda fayda var.
analogda telsizi çalıştıramazsanız üzülmeyin, siz de benim gibi son 3 gün asistanla oturup çalıştırabilirsiniz. lablar genelde yetiştirme telaşı yüzünden stresli geçer, siz böyle olmayın rahat olun, illaki çalışacaktır o telsiz, ölçümleri de en kötü yapan birisinden alırsınız. gidin bir indüktör sarın, anneanneleriniz bir şeyler örerken neler hissediyorlar anlayın, anneannenize saygınız artsın (işte böyle işlevleri de vardır bu labın)
humanity' de derste etkin olmak çok önemli. bu yüzden derslere çalışıp gelmenizde fayda var. eğer siz de o kitapları anlamıyorsanız türkçesini okuyun, ya da internetten özetini okuyun, ama derslere hazır gelmeye çalışın. tabi ben de biliyorum eninde sonunda yalan olacak bu, ben sadece doğrusunu söylüyom.
hoca tavsiyelerim de çok yakında burda olacak...
enginnering math'de ödevleri yapmaya/çekmeye çalışın, yüzdesi ne olursa olsun, ben her biri yalnızca yüzde 1 olan son 2 ödevi yarım yamalak yaptığım için kalmam gerekirken d+ ile geçmiştim.
bu dersler bizim zamanımızda farklıydı, o yüzden daha fazla tavsiyede bulunamıyorum. bundan gayri size tek diyebileceğim orhan arıkan ve proof'larıyla iyi eğlenceler...
tarih'te ısrarla neriman tongul'u isteyin, elektroniklere sınıfı açılmamışsa bile ısrarcı olun, kota açtırın ve neriman'dan alın; a garanti, üstelik hemen hemen hiçbirşey yapmadan, 3 şıklı test tipi yorum sorulu fıstık gibi midterm'e ve finale girerek ve her okuduğunuz kitap için +5 puan alarak (tabi ki okumayacaksınız özetini ezberleyeceksiniz)...
ecd'de işin içinde orhan aytür varsa o iş yaş, tavsiyem direkt drop edin, ciddiyim. çünkü kendisi derin sulara dalmaktan beyni yosunlaşmış bir insandır ve sizin de öyle olmanızı bekler. drop edin, 2. dönem tarık hoca'dan misler gibi alıp rahat rahat geçin.
sinyal'de genelde ilk dönem levent onural ikinci dönem'de onay ya da enis hoca verir. levent hoca bölümde en iyi ders anlatan hocadır ancak çan eğrisine d civarı şeyler vermek gibi tuhaf huyları vardır. 2. dönem veren hocalarsa iyi anlatamamakla birlikte kolay sorarlar. ancak şunu unutmayın ki 2. dönem kimin vereceği çok değişkendir. yani ilk dönem levent hocadan hiç kasmayayım 2. dönem rahat rahat geçeyim düşüncesi rahat rahat içinizde patlayabilir zira 2 .dönem bu dersin levent onural ve orhan arıkan tarafından double penetration tadında verildiği de olmuştur <bkz: alt dönemler>. benim tavsiyem ilk dönem bu dersi adam gibi çalışarak anlayın ve en kötü d gibi bir notla geçin, arkanızı sağlama alın. ondan sonra 2. dönem not için alıp almamaya hocalara göre karar verin, zaten ilk dönem anlayarak geçtiğiniz ve çoğunlukla ilk dönem kalanlarla aldığınız için yüksek notla geçmek zorlamayacaktır.
manyetik en zor ders gibi gözükse de aslında yalnızca en çok düzenli çalışma gerektiren derstir (bakmayın böyle artistçe dediğime ben de d ile ucu ucuna geçmiştim). bu dersi son güne bırakırsanız gerçek anlamda sıçarsınız (yine ben). her hafta düzenli çalışmanız lazım, bu açıdan her hafta quiz alması aslında avantaj.
tabi siz bu satırları unutup yine son güne bırakcaksınız. böyle bir durumda da tek tavsiyem çıkabilirliği çok yüksek olan 2-3 sorunun çözümünü ezberleyin ve sınavda benzete benzete çözün. bu dediklerim applied manyetik için de geçerli ancak orda dikkat etmeniz gereken "ufak" bir nokta var; applied'ı alanların ortalama ortalaması genelde 3.4 civarında seyirir, yani almadan önce 34 defa daha düşünün.
tekrar manyetiğe dönersek; hoca konusundaki tavsiyem kesinlikle mehmet çiğdem'dir, ben alamadım ondan bari siz alın. hem şansınıza haftalık quizler sizin döneminizde ortak değil de ders saatlerinde yapılıyor olursa kopya çekme derdiniz olmaz.
prob'u genelde ilk dönem nail akar 2. dönem de erdal arıkan verir ve not açısından ikisi de, dersteki can güvenliğiniz açısındansa ikincisi oldukça sakattır. aslında bu dersi almak için en iyi zaman yaz okuludur. ancak yazın alamıyorsanız bence erdal hoca'dan alın, boşverin can güvenliğinizi zaten 3 yıl kelle koltukta gelmişsiniz (ki bunu da derslere gitmeme gibi çok basit bir yöntemle aşabilirsiniz)...
yazın almıyorsanız bu ders biraz allah'a emanet bir derstir. yani ne kadar çalışırsanız çalışın, hoca sınavda isterse sizi çok rahat kitleyebilir. yok ben illaha yüksek not alacağım diyorsanız kitaptaki tüm soruları çözüp anlamaktan başka çareniz yoktur.....ayrıca, ödevlerle boşuna uğraşmayın, hepsinin çözümü solution manual'de var. son olarak da, eğer sınav öncesinde desperate housewive moduna girerseniz hiç çekinmeyin asistanlardan yardım isteyin. bu dersin asistanları oldukça yardımseverdir (bir tanesinin adı hande'ydi öbürünü de hatırlayınca yazacağım)
feedback dersini veren hocalar arasında hitay,bülent gibi isimler varsa ya da diğer bir değişle ömer morgül dışında bir hoca daha veriyorsa o dönem bu dersi drop edin, uğraştığınıza değmez. neden böyle dediğimi sınav dönem eski sınavlara bakarken anlayacaksınız. yalnızca ömer hocanın verdiği dönemlerdeki sınavlar eski yıllardan kopyala-yapıştırken işin içine başka hocanın girdiği dönemlerde "yaratıcı" sorular gözünüze çarpar.
ömer hocanın tek başına verdiği dönem genelde ilk dönemdir. bunun dışında bu ders genelde yazın da açılır ve yine ömer hoca verir. bu zamanlarda almaya çalışın. bir tavsiyem de ödevlerle ilgili; hepsinin çözümü yine solution manual'de fazlasıyla var.
lablara gelince, lablar genelde değiştirilmez, yani aynı şematik dosyalarını rahatlıkla kulllanabilirsiniz. raporlar içinse aynı şey geçerli değil, çünkü size ulaşan bu raporlar yalnızca sizde yok, herkeste var. bu yüzden eski bir raporu asla aynen bastırıp vermeyin. eğer başka bir uyanık da sizin yaptığınızı aynısını yaparsa plagraizm'den gitme olasılığınız yüksek. ancak başka kimsede olmadığından gerçekten emin olduktan sonra aynen verme işine girin.
ge301 şemsiye tarzı bir derstir, yalnızca sizin yüzlerce sayfa arasından doğru bilgiyi bulma olasılığınızı ölçer başka da işe yaramaz, boşuna indeks çıkarmakla uğraşmayın, yapılabilecek bir şey yoktur (aslında vardır tabi, 5-6 inek bir araya gelip hayvanlar gibi yüzlerce sayfayı okuyup birbirine 5-6 defa anlatmak işe yarayabilir, yapanlar var)
ge304'ü a getiremiyorsanız sizden adam olmaz zaten, boşuna mezun olmayın. ayriyetten programınıza uyuyorsa bu dersi 3. sınıfta alın aradan çıksın, son döneminiz ders saati açısından daha da rahatlasın.
senior project'te allah kolaylık versin diyorum öncelikle. bir de bunun içeriğini bir daha değiştirdiler sanırım, artık 2 dönem boyunca senior alınacak galiba. (neyse biz aldık kurtulduk ehi)
ara raporları özene bezene yazmaya çalışın, devreniz o an çalışmıyorsa bile yalan dolan ölçümler ve sıkış grafikler koyun ( tabi abartmayın), çünkü o raporlar önemli. çalıştıramadığınız zamanlarda asistanlara gitmeye çekinmeyin, isteksiz görünürlerse de ısrarcı olun. özellikle sayısal (dijital) kısımda asistanlar çok faydalı olur.
yine sayısal kısım için üst dönemleri yoklayın, sizin projenize benzer kısımlar illaki çıkacaktır.

math/science seçmeliler (3 adet):
herşeyden önce şunu aklınızda tutun bu seçmelileri seçerken hem mühendislikten hem de fen bilimlerinden en az birer tane ders almanız zorunlu. yani örneğin hepsini mühendislikten alamıyorsunuz.
almanız gereken derslerden ikisi discreate math ve biyoloji. üçüncü olarak da ilgi alanınıza göre mühendislikten material scinece ya da computers and data organisation 'dan biri. bunlar tabi benim tavsiyem gidip de quantum physics alacak kadar mazoşistseniz kendi zevkiniz efendim...
soclal seçmeliler (3 adet):
bir tanesi mutlaka rusça 1 olmalı. ilgi alanınıza göre başka diller seçmek isteyebilirsiniz ancak mesela almanca ve fransızca'da a getirmek o kadar kolay değildir. a getirme açısından en kolayı rusça 1'dir.
ben rusça 1-2-3 almıştım ancak şimdi anlıyorum ki çok da gerekli bir hareket değilmiş çünkü 3-4 kurda dil pek öğrenilemiyor. bence makro ekonomi ve uluslar arası ilişkilerin ilk sınıf derslerinden birini alın, hem gözünüz-gönlünüz bayram etsin hem de genel kültürünüz gelişsin.
unrestricted elective olarak mountering ya da folklör alın, ancak diğer spor derslerine bulaşmayın, not konusunda beklediğiniz kadar fedakar olmayabilirler. üstelik garip hocalarla da karşılaşabilirsiniz (<bkz: alper hoca>).

şimdi ee seçmelilerden biraz bahsedelim. öncelikle mutlaka almanız gerekenler:
-dsp (onay'dan ya da enis'ten)
-computer networks (ben ezhan'dan aldım memnunum ancak genel kanı william'ın daha iyi olduğu konusunda)
-senior project 2: kesinlikle özgür aktaş'tan alın sonra da gidin konya sokakta yaptırın.

almamanız gerekenler:
-analog cmos
--biomedical
-optics
-telecom 2 (ben aldım ancak telekom konusunda master düşündüğüm için)
şunu da unutmayın alan insanlar açısından telecom 2 bölümün şampiyonlar ligi'si, optics de dream league'idir. bu yüzden bunları almadan önce 10 defa daha düşünün, üstüne bir bardak soğuk su için, tekrar düşünün.

son olarak da kalan derslerden hakkında bilgi sahibi olduklarım:
-nonlinear systems: genellikle rahat bir derstir. sınavlarından 2-3 gün önce çalışılarak geçilebilir. derslere gitmeye de gerek yoktur. alınabilir, ancak yüksek notlarla geçmek zordur.
-sampled: feedback'i andırır. çok projesi ve ödevi vardır. bunlarla uğraşırım ya da yaptıtırım diyorsanız ne ala, yoksfa hiç bulaşmayın.
-telecom 1: aslında bu telekom 2'den ders olarak daha zordur. onu kolaylaştırıp bu kategoriye sokansa kendisi değil onu alan insanların farkıdır. eğer bu alana ilgiliyseniz alın yoksa gerek yok. ödevleri adamı hasta eder. ayrıca bunu almadan önce prob'u anlamış olmak çok işe yarar.
-wireless networking technologies: ezhan hocayla ibrahim hoca beraber verir. proje dersidir. eğer elinizin alıntda java'dan anlayan ve projeyle uğraşabilecek bir arkadaşınız varsa mutlaka alın, yoksa o proje size kalabilir ve belki de elinizde patlayabilir.
-telecom electronics: analog devrelere ilgi duyuyorsanız alın yoksa gerek yok. her hafta labı var.
- principles of electronic devices: not önemliyse kesinlikle alınması gereken bir ders. alan tüm arkadaşlarım az bir çalışmayla b üstü notlarla geçtiler (bkz: özgür hoca farkı).
-digital electronics: normalde özgür hoca verdiği için hiç düşünmeden alın derdim ancak projesi ve her hafta labı olduğundan kesin bir şey söyleyemiyorum; karar sizin.

bölümümüzü derslere göre böyle uzun uzun anlattıktan sonra kısa kısa da göze batan hocalara göre anlatalım:
-nail akar: mikrobu almanız gereken kişi.
-özgür aktaş: yukarlarda da bahsettiğim gibi nedense bölümün genelinde sevilmez. ancak hem kolay referans vermesi, hem not konusunda bonkörlüğü hem de senyor 2 alırken öğrencisiyi sıkmaması onu biz öğenciler için sevilesi biri yapıyor. ondan olabildiğince çok ders almaya çalışın.
-erdal arıkan: pek bulaşmayın, ders alsanız bile...
-ayhan altıntaş. kendisi genel olarak sevilse de biraz ibnelik vardır açıkçası. örneğin sırf bir ders yüzünden bazı öğrencilerin okulu uzatmasına çok gözyummuştur. yine bazen derslere kota açılması konusunda öğrencilerin alehinde kararlar verir.
-abdullah atalar: çok tanımasam da tanıyanlar oldukça memnunlar.
-sinan gezici: kendisi iyi bir insandır ancak bu iyilik sizi yanıltmasın; not konusunda oldukça katıdır
-levent gürel: valla ders konusunda hiç alakam olmadı ancak danışmanlık* konusunda çok iyidir, başkalarının yaptığı gibi bir imza için yarım saatinizi almaz, çünkü sorumluluğun zaten sizde olduğunun bilincindedir, size yalnızca tavsiyelerde bulunur, son kararı size bırakır, yani işini çok iyi yapar.
-yusuf ziya ider: eğlenceli bir adam, digital design'i almanız gereken kişi.
ezhan karaşan: severim kendisini.
hayrettin köymen: bölümde iskender büyük'e en yakınsayan kişidir. sonu da onun gibi olmaz inşallah.
-ömer morgül: bölümümüzün tatlı dedesi. feedback'in alınması gereken kişi.
-levent onural: bölümün en iyi ders anlatan hocası, sanırım yakın zamanda da dekan oldu.
-ekmel özbay: bölümün en dehası, hem fizikte hem de elektronikte hocadır.
-haldun özaktaş: bölümün en komik hocası, biraz gözlemlerseniz nedenini anlarsınız, ben söyleyip spoiler yapmayayım şimdi.
-tarık reyhan: kendisi uzun yıllar aselsan'da çalışmıştır. telsiz konusunda en iyilerdendir. ecd'yi ondan almanızı öneriririm.
-mehmet çiğdem. manyetiği almanız gereken kişi.

staj konusunda tam bir torpil hakimiyeti söz konusudur. elektonikçilerin yaklaşık %70'i torpille staj yapar. yalnızca ortalamanız yeterince yüksekse ismi olan bir yerde torpilsiz staj yapabilirsiniz.
benim hiç torpilim yok ve ortalamam da yüksek değil benim günahım ne diyorsanız size fazla bilinmeyen okulun staj bulma sistemini öneririm (bölüm sekretine sorabilirsiniz). bu sistem size kura usüluyle staj buluyor.
tabi "nasıl olsa almazlar" diye hiçbir zaman düşünmeyin, çekinmeden sağa sola başvurun, bu sisteme bağlı kalmayın.
bir de bölüm sekreterimiz mürüvet abla var tabi. kendisi yavaş hareket etse de, bazı önemli bilgileri son anlarda haber verse de çok iyi bir insandır ve hep öğrencilerden yanadır. üstelik hoca onayı gereken ders ekleme/bırakma gibi işlemler en sonunda onun bilgisayarından yapıldığından aranızı bu ablayla iyi tutmanızda yarar var.
bölümle ilgili tüm bu bilgileri verdikten sonra, en son ancak en önemli tavsiyem de şudur sevgili ee'ciler; kimsenin sizi ee'cisiniz diye aşağılamasına izin vermeyin. (unutmayın siz elektronikte, yani okulun en zor bölümünde okuyorsunuz.) bununla da yetinmeyin, sizi aşağılama çalışmalarına girişebilecekleri bütün kapıları yüzlerine kapatın. demek istediğim şeyler yapılması zor şeyler değil, ilk aşamada şunları uygulayın:
-adam gibi tarzlı şeyler giyinin, kareli gömlekler değil.
-yakanızı açık dursun, son düğmeye kadar ilikli değil.
(önce bunları bir yapın, sonrası için özel mesaj atabilirsiniz)
zaten büyük ihtimalle tipinizden elektronikçi oduğunuz anlaşılıyordur, özellikle de bursluysanız (darılmaca kızmaca yok, bunlar gerçekler). bunun üstüne bir de siz başkalarına böyle "saf elektronikçi" görüntüsü verirseniz yalnızca onların arkanızdan yaptığı saçma dedikoduların üstünü cilalamış olursunuz.
bunları uyguladıktan sonra geriye tek bir şey kalıyor; pısırık değil, girişken olmak. örneğin, kütüphanede kafede oturan 2 kızla tanışmak isterseniz "ya bunlar şimdi beni tersler mi?" diye düşünmeyin, gidin konuşun, ağzınız laf yapmayı öğrensin. eğer terslerlerse bu onların yamyamlığıdır, siz yalnızca gidip konuştunuz kötü bir şey yapmadınız. ya dae örnğin, dışarda yürürken karşıdan mini etekli bir kız geliyorsa onun gözlerinin içine bakın, yere bakıp da benim asabımı bozmayın, adımızı kirletmeyin.
yav hep son son diyoruz sonu getiremedik napim geliyor sürekli aklıma durduramıyorum. en en son tavsiyem de spor yapmak. okulunuzun çok güzel spor olanakları var, iyi değerlendirin.

hepinize iyi elektonikler...

ilkokulda kalem acma bahanesiyle copun basinda durmak

bizim sınıftaki mallar bunu hoca* "şimdi tahtayı kim siliyor?" diye sorduğunda önce davranabilmek için yaparlardı. işte böyle yerlerden yetiştim ben.

kadri nin goturdugu yere git

çıtır çerez tadında çekilmiş bir film olduğundan çok fazla beklentiyle izlememek gerekse de bu tarz filmler için bile vasat olmuş. tamam her filmde olduğu gibi komik sahneler ve espriler var ama kurtarmıyor arkadaşım.

doguz isik

<bkz: kaldı mı dohuz>

bugun karnimiz toksa bu abd sayesindedir

abd'nin yetiştirdiği sebzelerin, meyvelerin, etlerin vs. abd'li aşçılar tarafından hazırlanıp abd'li ihracatçılar tarafından ülkemize getirilip yine abd'liler tarafından bebeğe mama yedirme tarzında bize yedirilmesinden dolayıdır.
<bkz: hanım tüfeğimi getir>
<bkz: azıttılar yine>